Malpraktis avukatı, sağlık hukuku alanında uzmanlaşmış ve tıbbi hatalar ile komplikasyonlar gibi karmaşık hukuki meselelerde müvekkillerine hukuki danışmanlık desteği sunan hukuk uzmanıdır. Malpraktis avukatları; malpraktis iddialarının hukuki çerçevesini, tıbbi uygulamaların standartlara uygunluğu ile olası tazminat taleplerini detaylı şekilde değerlendirir. Malpraktis davaları, tıbbi müdahalenin hukuka uygun şekilde yapılmaması sonucu ortaya çıkan zararlarla ilgilidir ve bu süreçte avukatın görevleri hukuki analiz, delil toplama ve temsil gibi kritik adımları kapsar. Sağlık hukuku avukatlarının rolü, hukuki karmaşıklıkları çözerek mağduriyetlerin giderilmesini sağlamaktır.
Malpraktis Nedir? Tıbbi Malpraktisin Hukuki Tanımı
Malpraktis avukatının görevlerine geçmeden önce cevaplanması gereken ilk soru şudur: Malpraktis nedir? Malpraktis, sağlık hizmeti sunan kişi veya kurumların mesleki standartlara aykırı şekilde davranması sonucunda hastada zarar meydana gelmesi durumudur. Bu kavram, hukuki açıdan tıbbi uygulama hatası olarak da adlandırılır. Kimi durumlarda hem maddi hem manevi tazminat taleplerine, bazen de cezai yaptırımlara yol açabilir. “Tıbbi malpraktis nedir?” sorusunun cevabı da yine budur.
Tıbbi malpraktisin belirlenmesi için tıbbi müdahalenin uygun standartlara olup olmadığı, bu davranış ile zarar arasında bir bağ bulunup bulunmadığı incelenir. Malpraktis avukatı bu incelemeyi yürütür.
“Tıbbi Müdahale Sonucu Ortaya Çıkan Zarar” Kavramı
Sağlık personelinin tıbbi müdahalesi kabul edilmiş mesleki standartlara aykırı olduğunda zarar meydana gelebilir. Bu zarar, yanlış teşhis, hatalı tedavi, gecikmiş müdahale gibi durumlar sonucu ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan zarar fiziki olabileceği gibi psikolojik etki ya da ekonomik kayıpları da kapsayabilir. Malpraktis avukatı bu süreçte aktif rol üstlenir.
Komplikasyon ile Malpraktis Arasındaki Fark
Komplikasyon malpraktis ayrımı şu şekilde yapılabilir: Komplikasyon, tıbbi müdahale doğru yapılmasına rağmen beklenmeyen ve kaçınılmaz olumsuz sonuçlar olarak nitelenir. Yani burada hekim sorumluluğu olmayabilir. Tıbbi malpraktis ise standartlara aykırı davranış nedeniyle zarar meydana gelmesidir. Burada genellikle hekimin kusuru vardır. Yani komplikasyon uzman hekimin kontrolü dışında gelişirken malpraktis hekimin yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanır. Burada söz konusu hekime dava açılması süreci malpraktis avukatı tarafından yürütülür.
Hangi Durumlar Malpraktis Sayılır?
Malpraktis, tıbbi standartlara aykırı tıbbi uygulamalar sonucu ortaya çıkan zarardır ve sağlık hukukunda ayrıntılı olarak tanımlanır. Bir tıbbi müdahalenin malpraktis olarak sayılabilmesi için hekimin özen ya da dikkat yükümlülüğünü ihmal etmesi veya mesleki standartlara uymaması, bu standartları yanlış uygulaması gerekir.
Teşhis, Tedavi ve Cerrahi Müdahalelerde Yapılan Hatalar
Yanlış teşhis konulması veya gerekli tetkiklerin yapılmaması malpraktis davaları kapsamında değerlendirilir. Tedavi sürecinde hatalı ilaç seçimi, yanlış tedavi yöntemi uygulanması veya uygun olmayan cerrahi teknikler kullanılması malpraktis örnekleridir. Cerrahi müdahaleler sırasında sterilizasyon kurallarına uyulmaması, yabancı cisim bırakılması gibi cerrahi hatalar durumunda malpraktis avukatı aracılığıyla dava açılabilir.
Hekimin Sorumluluğu Bulunan İhmal ve Kusurlar
Hekimin gerekli özeni göstermemesi veya kabul edilmiş tıbbi standartlara uygun davranmaması hekim sorumluluğuna girer. Hastanın bilgilendirilmemesi veya risklerin uygun şekilde açıklanmaması gibi aydınlatma yükümlülüğü ihlalleri de yine hekimin kusurudur. Hekimin ihmali veya kusur ile zarar arasında bir bağ bulunması halinde malpraktis avukatı devreye girerek sürecin yönetilmesini sağlar.
Malpraktis Davaları Nasıl Açılır?
Malpraktis davası, zarar gören kişinin hukuki haklarının korunması amacıyla açılır ve belirli prosedürlere sahiptir. Türkiye’de malpraktis iddiasıyla dava açmadan önce malpraktis avukatı tarafından olaya ilişkin belgelerin toplanması, hekimin hatalı uygulamasının tespit edilmesi gerekir. Süreç; zarar görenin doğru mahkemede başvuruda bulunması, delillerin sunulması, bilirkişi incelemesi gibi aşamalarda oluşur. Bu süreçte uzman bir malpraktis avukatı ile çalışmak önemlidir.
Zarar Görenin Dava Açma Hakkı
Zarar gören kişi, yaşanan tıbbi hatanın sonuçları nedeniyle maddi veya manevi tazminat talebiyle dava açma hakkına sahiptir. Kamu hastanelerinde malpraktis iddiası varsa zararın öğrenilmesinden itibaren belirli bir süre içinde ilgili idareye tazminat talebiyle başvuru yapılmalıdır. Bu başvuru reddedilirse malpraktis avukatı aracılığıyla dava açılabilir. Ancak özel sağlık kuruluşlarına veya bağımsız hekimlere doğrudan tazminat davası açmak mümkündür.
Sağlık Kuruluşu ve Hekim Aleyhine Dava Açılması
İdare mahkemeleri sorumlu olduğu tazminat davalarında kamu hastanesi ve sağlık kuruluşları aleyhine dava açılır. Özel hastanelere veya serbest çalışan hekimlere karşı açılacak maddi veya manevi tazminat davaları ise genellikle adli yargıda ya da tüketici mahkemelerinde görülür. Ancak malpraktis davası görevli mahkeme belirleme süreci malpraktis dava dilekçesi ile delillerin sunulması sonrası tespit edilir.
Malpraktis Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Malpraktis davalarında görevli veya yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, dava sürecinin usullere uygun yürütülmesi açısından kritiktir. Türkiye’de bu mahkeme, tıbbi hizmetin sunulduğu kurumun hukuki statüsüne göre belirlenir. Aynı zamanda yetkili mahkeme, coğrafi olarak davanın nerede açılacağını belirler.
Devlet Hastaneleri ve Özel Hastanelerde Görevli Mahkeme Ayrımı
Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan kuruluşların statüsüne göre yetkilendirilecek mahkemeler aşağıdaki gibidir:
- Devlet ve Kamu Hastaneleri: Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Bu tür davalar tam yargı davası olarak değerlendirilir.
- Özel Hastaneler ve Serbest Hekimler: Genellikle tüketici mahkemesi görevlidir. Çünkü hasta ile hekim veya sağlık kuruluşu arasındaki ilişki tüketici işlemi olarak kabul edilir. Fakat haksız fiile dayanıyorsa asliye hukuk mahkemesinde dava açılır.
- Sigorta Şirketi Davaları: Genellikle Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Yetkili mahkeme belirleme süresi bir malpraktis avukatı aracılığıyla yapılmalıdır. Somut olayın hukuki niteliğine göre görevli mahkeme değişebilir.
İdareye Karşı Açılacak Davalar ve İdari Yargı Süreci
Kamu sağlık kuruluşları aleyhine dava açılacaksa idari yargı malpraktis avukatı desteğiyle idare mahkemeleri üzerinden yürütülür. Bu kapsamda devlet, üniversite veya aile sağlığı merkezi gibi kamu kurumlarına karşı açılan tam yargı davaları idare mahkemesinde görülür. İdareye karşı açılacak davalarda yer yetkisi, idarenin merkezi veya hizmetin fiilen yürütüldüğü yer idare mahkemesi tarafından tespit edilir.
Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Malpraktis davalarında zamanaşımı süreleri, davanın türüne ya da hukuki dayanağına göre farklılık gösterir. Türk hukukunda zamanaşımı hem Borçlar Kanunu hem özel yasalar kapsamında düzenlenir. Bu süreler, tazminat talebinin hakkaniyetli şekilde kullanılabilmesi açısından önemlidir. Zamanaşımını kaçırmak davanın reddine yol açabileceğinden sürecin malpraktis avukatı tarafından yönetilmesi önemlidir.
Türk Ceza Kanunu ve Borçlar Kanunu Kapsamında Süreler
Borçlar Kanunu’na göre hak sahibinin zararı veya sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde tazminat davası açması gerekir. Fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ise 10 yıllık mutlak süre bulunur. Malpraktis davası da genellikle bu kurala tabidir. Hasta ile hekim arasında sözleşmeye dayalı bir durum olduğu bazı hallerde 5 yıllık zamanaşımı söz konusu olabilir. Örneğin hizmet veya vekalet sözleşmelerinde bu durum geçerlidir.
Kamu hastaneleri aleyhine açılan tazminat davalarında başvuru ya da tam yargı talepleri gibi idari süreçlere özgü süreler hukuki metinlerde ayrıca düzenlenmiştir.
Ceza Davası ile Tazminat Davası Zamanaşımı Farkı
Hekimin kasıtlı veya ağır ihmali niteliğinde suç teşkil eden hallerde ayrı cezai zamanaşımı süreleri uygulanabilir. Bu süreler malpraktis tazminat davalarından farklıdır ve belirli suç tiplerine göre değişir. Bazı ihlallerde çok daha uzun süreler olabilir. Haksız fiil sonucu oluşan tazminat davaları için Borçlar Kanunu’nun 2 ve 10 yıllık süreleri uygulanırken cezai süreçlerde daha uzun veya farklı başlangıç noktaları bulunabilir. Ceza hukuku davası zamanaşımı süreleri Türk Ceza Kanunu içerisinde ayrıca belirtilmiştir.
Malpraktis Davalarında Tazminat Türleri
Malpraktis davalarında zarar gören kişi, hem ekonomik hem psikolojik zararlarını telafi etmek için çeşitli tazminat türleri talep edebilir. Türk hukukunda bu talepleri maddi ve manevi tazminat olmak üzere iki kategoride değerlendirilir. Ayrıca ölümle sonuçlanan malpraktislerde yakınlarının uğradığı kayıplar için özel tazminat türleri de vardır.
Maddi Tazminat Talepleri
Tazminat talebinde bulunan tarafın talep edebileceği maddi tazminat türleri şunlardır:
- Tedavi Giderleri: Hatalı tıbbi müdahale sonrası ortaya çıkan ek tedavi, ameliyat veya rehabilitasyon masrafları.
- Gelir Kaybı: Tedavi sürecine çalışılamaması nedeniyle oluşan gelir kaybı ile sakatlık sonucu oluşan gelecekteki gelir kaybı.
- Evde Bakım ve Ekipman: Sürekli bakım gerektiren durumlarda bakım masrafları, yardımcı ekipman, evde bakım ücretleri.
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Hastanın ölümü halinde, hayattayken maddi destek sağladığı yakınlarının gelecekteki ekonomik katkıdan mahrum kalmaları nedeniyle talep edilebilecek tazminat türü.
Manevi Tazminat ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Zarar görenin veya zarar görenin yakınlarının talep edebileceği manevi tazminat türleri şunlardır:
- Manevi tazminat: Fiziksel acı, duygusal ızdırap, yaşam kalitesinde azalma, psikolojik travma gibi parasal olarak doğrudan ölçülemeyen zararlar için talep edilir.
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Ölümle sonuçlanan malpraktislerde ölen kişinin maddi desteğine bağlı eş, çocuk, anne, baba gibi yakınlarının uğradıkları ekonomik kayıp bu tazminat kapsamında değerlendirilir.
Manevi tazminat, hastanın veya yakınlarının yaşadığı psikolojik etkiler veya keder için talep edilirken destekten yoksun kalma tazminatı maddi kayıpları ölçer.
Malpraktis Davası Ne Kadar Sürer?
“Malpraktis davası ne kadar sürer?” sorusuna net bir cevap vermek genellikle mümkün değildir. Çünkü davanın süresi olayın karmaşıklığına, delil toplama aşamasına, özellikle bilirkişi raporu ile adli tıp incelemesine bağlı olarak değişir. Bu süreç, tıbbi durumun detaylı değerlendirilmesini gerektirdiği için çoğu zaman uzar. Mahkeme süreci de süreleri etkiler. Belgelerin hazırlanması, bilirkişi tayini, raporun tamamlanması, ardından verilen taraf beyanları sürecin daha da uzamasına neden olabilir.
Bilirkişi Raporu ve Adli Tıp Sürecinin Etkisi
Mahkemeler tıbbi standardın aşılıp aşılmadığını, zararın niteliğini belirlemek için sağlık alanında uzman bilirkişiler görevlendirir. Bu rapor hazırlanana kadar süreç durabilir. Özellikle ölümlü malpraktis davalarında veya ciddi bedensel zararlarda adli tıp raporları talep edilmesi, bu raporların tamamlanması aylar sürebilir. Mahkemenin karar sürecinde bilirkişi raporunun yorumlanması, tarafların itirazlarının ele alınması dava süresini önemli ölçüde uzatabilir.
Malpraktis Sigortası ve Hekimin Hukuki Sorumluluğu
Tıbbi müdahale sırasında hatalı davranış, eksik uygulama veya ihmalle zarar doğması halinde hekimin hukuki, cezai, idari sorumluluğu doğabilir. Bu sorumluluk yalnızca hekimi değil; çalıştığı hastaneyi, özel sağlık kuruluşlarını, gerektiğinde sigorta şirketlerini de kapsayabilir. Sorumluluğun kapsamı, müdahalenin niteliği, tıbbi standartlara uyulup uyulmadığı gibi konular hekimin sorumluluğuna ve kusurun derecesine bakarak değerlendirilir.
Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortasının Kapsamı
Hekimin kusur, ihmal veya yanlış tedavi nedeniyle üçüncü kişilere verdiği zararlar, belirli limitler dahilinde sigorta tarafından karşılanabilir. Hastanın açtığı maddi veya manevi tazminat talepleri malpraktis sigortası poliçesi kapsamında değerlendirilebilir. Ancak kast, ağır kusur veya poliçe dışında kalan durumlar teminat dışı kalabilir. Bazı poliçeler malpraktis avukatı ücretleri ya da dava sürecindeki giderlerin bir bölümünü karşılayabilir. Poliçenin geçerlilik dönemi, teminat limiti, istisnalar, hekimin branşı gibi konular sigortanın sorumluluk alanını belirler.
Sağlık Hukuku ve Ceza Hukuku Bilgisinin Birlikte Yürütülmesi
Malpraktis dava örnekleri çoğu zaman hem tazminat davası hem taksirle yaralama ya da ölüme sebebiyet verme süreçlerini içerir. Bu iki süreç birbiriyle bağlantılı olduğundan malpraktis avukatı hem tıbbi mevzuata hem malpraktis cezaları sorumluluğunun sınırlarına hakim olmalıdır. Bilirkişi raporlarının analizi, tıbbi standartların değerlendirilmesi, hukuki argümanların oluşturulması disiplinlerarası malpraktis avukatı uzmanlığı gerektirir. Malpraktis avukatı, hastanın yakınlarının veya hekimlerin haklarının korunması için delil stratejisini belirler, raporlara itirazları hazırlar, tüm süreci sistematik olarak takip eder.
Malpraktis Davalarında Hukuki Destek
Tıbbi malpraktis alanında hem hukuk hem ceza boyutunu birlikte ele alan kapsamlı bir hukuk alanıdır. Dolayısıyla tarafların bu durumu gözeterek yargılama sürecini yönetmesi gerekmektedir. Süreç; ön inceleme, tıbbi belgelerin toplanarak değerlendirilmesi, uzman görüşlerinin alınması, hukuki yol haritasının oluşturulması, dava takibi adımları ile yönetilir.
Tıbbi Malpraktis Davalarında Avukat Desteği
Tıbbi standartların belirlenmesi, bilirkişi raporlarının yorumlanması, uygun tazminat kalemlerinin talep edilmesi ve dava açılırken taleplerin belirlenmesi uzmanlaşmış kişi ve kişilerce incelenmesi gereken hususlardır.
Malpraktis iddiasının hukuki niteliğinin belirlenmesi, kusur incelenmesi, zarar hesabı gibi konular profesyonel bir ekip çalışmasıyla yürütülür. Davanın tarafı bir hukuki destek alacak veya vekaletname ile kendisine bir kanuni avukat temsilci seçerek davayı takip edecek ise, görevli avukatın davanın her aşamasında müvekkilin bilgilendirilmesi, risk analizi yapılması, stratejik kararların doğru zamanda alınması sağlanmalıdır. Gerektiğinde hem hukuk hem ceza süreçlerinin eş zamanlı yönetilmesi, müvekkilin haklarının korunmasına yardımcı olunmalıdır.


