
Boşanmada Mal Paylaşımı ve Nafaka: 2026 İtibarıyla Neyi Bilmeniz Gerekir?
Boşanma süreci sadece evlilik birliğinin sona ermesiyle bitmiyor, çoğu çiftin gündemine asıl bu noktadan sonra iki soru geliyor: Evlilik boyunca edinilen mal varlığı nasıl paylaşılacak, çocuklar ve varsa eş için hangi nafaka türleri gündeme gelecek? Üstelik 2026 yılı, nafaka miktarlarının artışı ve “süresiz nafaka” tartışmasında önemli gelişmelere sahne oldu. Bu yazıda mal paylaşımının hangi kurallara göre yapıldığını, nafaka türlerini ve güncel gelişmeleri sade bir dille ele alıyoruz.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Hangi Mallar Paylaşılır?
Türkiye’de 1 Ocak 2002’den itibaren evlenen çiftler için, taraflar sözleşmeyle başka bir rejim seçmedikleri sürece kanuni mal rejimi “edinilmiş mallara katılma rejimi”dir. Bu rejim Türk Medeni Kanunu’nun 202 ila 241. maddeleri arasında düzenlenmiştir ve boşanma sonrası mal paylaşımının çerçevesini belirler.
Rejimin mantığı basittir: evlilik süresince edinilen değerler, ilke olarak eşit paylaşıma tabi tutulur; evlilik öncesinden gelen veya kişisel nitelikteki değerler ise paylaşım dışında kalır.
Edinilmiş mal sayılan başlıca değerler (TMK m. 219):
Çalışmanın karşılığı olan kazançlar (maaş, ücret, ikramiye, prim)
Sosyal güvenlik veya yardım kurumlarınca yapılan ödemeler (örneğin kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi)
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
Kişisel malların getirdiği gelirler (kira geliri, faiz gibi)
Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Kişisel mal sayılan başlıca değerler (TMK m. 220):
Yalnızca kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar
Eşlerden birinin mal rejiminin başlangıcında sahip olduğu mallar
Miras yoluyla veya herhangi bir karşılık ödenmeksizin (bağış gibi) kazanılan mallar.
Manevi tazminat alacakları
Uygulamada en çok karışıklık yaşanan nokta, “kişisel mal” statüsündeki bir varlığın evlilik içinde değer kazanmasıdır. Örneğin evlenmeden önce alınan bir taşınmaz kişisel maldır. Ancak bu taşınmazın evlilik süresince değer artışı bazı durumlarda hesaplamaya farklı biçimde yansıyabilir. Bu tür teknik ayrımlar, somut dosyaya göre değerlendirilmesi gereken konular olup genel bir kural olarak “kişisel mal her zaman tamamen paylaşım dışıdır” demek, her olayda doğru sonuç vermeyebilir.
Paylaşım sırasında ispat yükü de önemlidir: kanun, aksi ispatlanmadıkça bir eşin tüm mallarının edinilmiş mal olduğunu varsayar. Yani bir malın “kişisel mal” olduğunu iddia eden taraf, bunu belgelerle (tapu tarihi, miras ilamı, bağış sözleşmesi vb.) ortaya koymak durumundadır.
Mal Paylaşımı Davası Ne Zaman ve Hangi Mahkemede Açılır?
Boşanma davasını gören mahkeme, mal paylaşımı konusunda kendiliğinden karar vermez; bu, ayrı bir dava konusudur ve aile mahkemesinde (aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinde) açılır.
Mal paylaşımı (katılma alacağı) davası boşanma davasıyla birlikte de açılabilir, boşanma kesinleştikten sonra da açılabilir. Boşanmayla eş zamanlı açılmışsa mahkeme genellikle önce boşanmanın kesinleşmesini bekler, sonra mal rejiminin tasfiyesine geçer. Dava açma hakkı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir; bu süre geçtikten sonra talep hakkı kural olarak kaybedilir.
Süreç açısından gerçekçi bir beklenti oluşturmak gerekirse: mal paylaşımı davaları, mal varlığının niteliğine (taşınmaz, şirket payı, banka kaydı vb.), bilirkişi incelemesinin kapsamına ve tarafların uzlaşma isteğine göre değişmekle birlikte, uygulamada genellikle bir buçuk ile iki yıl arasında sürebilmektedir. Bu süre, dosyanın karmaşıklığına göre kısalıp uzayabilir.
Nafaka Türleri: Kimler, Ne Zaman Talep Edebilir?
Türk hukukunda “nafaka” tek bir kurum değil, farklı amaçlara hizmet eden birkaç ayrı taleptir. Boşanma sürecinde en sık karşılaşılan üç tür şöyle özetlenebilir:
Tedbir Nafakası
Boşanma davası devam ederken, dava sonuçlanana kadar eşlerin ve varsa çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilir (TMK m. 169, 197, 200). Talep davanın herhangi bir aşamasında yapılabilir; hâkim bunu re’sen de değerlendirebilir. Tedbir nafakası, boşanma kararı kesinleşinceye kadar geçerlidir; dava sonuçlandığında yerini iştirak ve/veya yoksulluk nafakasına bırakır.
İştirak Nafakası
Velayet kendisinde olmayan ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine katkı payı olarak ödediği nafakadır (TMK m. 182/2, 328, 330). Çocuğun kendisi, velayet kendisinde olan ebeveyn veya vasi/kayyım tarafından talep edilebilir. Çocuk 18 yaşını doldurduğunda kural olarak sona erer ancak eğitim hayatı devam ediyorsa mahkeme bu yükümlülüğün, koşullara göre farklı bir biçimde (yardım nafakası kapsamında) sürdürülmesine karar verebilir.
Yoksulluk Nafakası
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşe göre daha ağır olmayan taraf tarafından talep edilebilir (TMK m. 175, 176). Burada aranan şart, sadece “gelirin az olması” değil, boşanmanın somut olarak yoksulluğa yol açmasıdır. Mahkeme miktarı tarafların gelir durumu, yaşı, sağlığı ve çalışma kapasitesi gibi unsurlara bakarak değerlendirir. Yoksulluk nafakası, boşanma davası içinde talep edilmemişse, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile istenebilir (TMK m. 178); bu süre kaçırıldığında talep hakkı kural olarak düşer.
2026 Nafaka Artış Oranı Nasıl Hesaplanıyor?
Nafaka miktarları enflasyon karşısında erimesin diye, mahkeme kararlarında genellikle yıllık artış oranının ÜFE (üretici fiyat endeksi) veya TÜFE (tüketici fiyat endeksi) esas alınarak belirlenmesine hükmedilir. Hangi endeksin uygulanacağı, ilamda (mahkeme kararında) hangisinin yazdığına bağlıdır. Bu nedenle mahkeme ilam metnini dikkatle okumak önemlidir.
TÜİK’in 2026 yılı içinde açıkladığı güncel verilere göre yıllık ÜFE yaklaşık %27, yıllık TÜFE ise yaklaşık %32 seviyesindedir. Bu oranlar her ay güncellendiği için, nafaka artışı hesaplanırken kararın kesinleştiği veya artışın uygulanacağı tarihe en yakın TÜİK verisinin kullanılması gerekir. Örneğin aylık 5.000 TL nafaka ödeyen bir yükümlü için, TÜFE esaslı bir artış yaklaşık 6.600 TL civarına, ÜFE esaslı bir artış ise yaklaşık 6.350 TL civarına tekabül edebilir ancak bu yalnızca örnek bir hesaplamadır, gerçek rakam kararın içeriğine ve güncel endekse göre değişir.
Kararda herhangi bir artış hükmü bulunmuyorsa, nafaka yükümlüsü veya alacaklısı tek taraflı olarak miktarı değiştiremez; bu durumda nafakanın artırılması (veya azaltılması) için ayrı bir dava açılması gerekir.
Süresiz Nafaka Tartışmasında Güncel Durum
Yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesi, uzun süredir kamuoyunda tartışılan bir konuydu. 2026 yılında Anayasa Mahkemesi, TMK m. 175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal eden bir karar vermiştir. Bu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz aylık bir geçiş süresi öngörülmüş olup, bu süre içinde TBMM’nin konuyu yeniden düzenlemesi beklenmektedir.
Burada altını çizmek gerekir: bu bir kanun değişikliği değil, bir Anayasa Mahkemesi iptal kararıdır ve geriye yürümez. Yani hâlihazırda bağlanmış yoksulluk nafakaları kendiliğinden sona ermemektedir; mevcut bir nafakanın kaldırılması veya süreye bağlanması için yine aile mahkemesinde ayrı bir dava açılması gerekir. Ayrıca yoksulluk nafakası kurumu ortadan kalkmış değildir — tartışma, nafakanın “süresiz” olma niteliği üzerinedir. Konu, TBMM’nin yapacağı düzenlemeye göre önümüzdeki dönemde şekillenmeye devam edecektir; bu nedenle güncel gelişmelerin yakından takip edilmesinde fayda vardır.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Mal beyanı eksiksiz olmalı. Tasfiye davasında taraflardan biri belirli bir malın kişisel mal olduğunu iddia ediyorsa, bunu tapu tarihi, banka dekontu, miras ilamı gibi somut belgelerle desteklemesi gerekir; aksi hâlde mal edinilmiş mal sayılır.
Nafaka miktarı sabit değildir. Tarafların gelir durumu, çocuğun ihtiyaçları veya yükümlünün ekonomik koşulları zamanla değişebileceğinden, nafakanın artırılması veya azaltılması her zaman ayrı bir dava konusu olabilir.
Süreler kaçırılmamalı. Yoksulluk nafakası talebinde bir yıllık, mal paylaşımı talebinde on yıllık süreler söz konusudur; bu süreler geçtikten sonra talep hakkının kaybedilmesi riski vardır.
Anlaşmalı boşanmalarda mal paylaşımı ayrıca ele alınmalı. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin bir düzenleme yoksa, taraflar boşandıktan sonra da ayrı bir tasfiye davası açabilir; bu nedenle protokolün bu konuda net olması önemlidir.
Sonuç
Mal paylaşımı ve nafaka, boşanma sürecinin en çok soru işareti barındıran iki başlığı. Kanun genel bir çerçeve çizse de, hangi malın kişisel mal sayılacağı, nafaka miktarının ne kadar olacağı veya süresiz nafaka tartışmasının somut dosyanızı nasıl etkileyeceği gibi sorular, her olayın kendine özgü koşullarına göre değişir. Mahkemeler bu değerlendirmeyi tarafların sundukları delillere ve dosyanın bütününe bakarak yapar. Bu nedenle, elinizdeki durumu net biçimde değerlendirebilmek için güncel mevzuatı ve dosyanıza özgü unsurları birlikte ele almak önemlidir.
İşbu paylaşım yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş, hukuki danışmanlık veya somut bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliği taşımamaktadır. Her somut olay birbirinden farklılık gösterebilir; ilgili mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir. Bu nedenle işbu paylaşım tek başına herhangi bir hukuki işlem veya kararın dayanağı olarak kullanılmamalı, gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınmalıdır. Bu paylaşımın amacı hukuki konularda genel farkındalık oluşturmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir.
Ağartan Değerlendirmesi ve Uygulama Notları
Mal Rejiminin Tasfiyesinde Sık Karıştırılan Konular
Mal paylaşımı, taşınmazların veya banka hesaplarının fiziksel olarak yarı yarıya bölünmesi anlamına gelmez. Edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değer, katılma alacağı, değer artış payı, denkleştirme ve kişisel mal iddiaları ayrı ayrı incelenebilir. Bir malın kimin adına kayıtlı olduğu tek başına tasfiyenin sonucunu belirlemez.
Nafakada Sabit Bir Tarife Var mı?
Nafaka miktarını belirleyen herkese uygulanabilir sabit bir tarife bulunmaz. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çocuğun ihtiyaçları, yaşam koşulları ve hakkaniyet değerlendirilir. TÜFE veya başka bir endeks ancak mahkeme kararında ya da tarafların anlaşmasında artış ölçütü olarak öngörülmüşse somut hesap bakımından önem taşır.
Hukuki Dayanak ve Güncellik Notu
Bu çalışma, ilgili kanun hükümleri ve yerleşik uygulamanın genel çerçevesi esas alınarak hazırlanmıştır. Parasal sınırlar, oranlar, sürelerin uygulanması ve yargısal yaklaşım zaman içinde değişebileceğinden, somut işlem veya dava öncesinde yürürlükteki mevzuat ile güncel kararların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Hukuki Bilgilendirme
İşbu paylaşım yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş, hukuki danışmanlık veya somut bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliği taşımamaktadır. Paylaşımda yer verilen açıklamalar, her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, tek başına hukuki işlem veya karar dayanağı olarak değerlendirilmemelidir. Mevzuat, yargı kararları ve uygulamalar zaman içerisinde değişiklik gösterebileceği gibi, benzer görünen hukuki uyuşmazlıklarda dahi olayın özelliklerine göre farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına, somut olayın tüm bilgi ve belgeleriyle birlikte ayrıca değerlendirilmesi ve gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Bu paylaşımın amacı hukuki konularda genel farkındalık oluşturmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir. |

