
Tahliye Taahhütnamesi Her Zaman Geçerli midir?
Geçerlilik Şartları ve Tahliye Süreci
Konut ve işyeri kiralarında son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri tahliye taahhütnamesidir. Özellikle kira sözleşmesi akdedilirken veya kira ilişkisi devam ederken kiracıdan, taşınmazı belirli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yazılı bir belge alınması uygulamada oldukça yaygındır.
Tahliye taahhütnamesi, şartları oluştuğunda kiraya verene önemli bir tahliye imkânı sağlar. Bununla birlikte, kiracının imzasını taşıyan her belge kiraya verene doğrudan ve koşulsuz bir tahliye hakkı vermez.
Tahliye taahhüdünün hukuki sonuç doğurabilmesi için Türk Borçlar Kanunu’nda öngörülen şartların bulunması, taahhüdün geçerli şekilde verilmiş olması ve tahliye talebinin kanuni süre içerisinde ileri sürülmesi gerekir.
Bu nedenle değerlendirilmesi gereken soru yalnızca;
“Tahliye taahhütnamesi var mı?”
değil;
“Bu tahliye taahhütnamesi hukuken geçerli mi ve süresinde kullanılabilir mi?”
sorusudur.
Bu yazıda tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartlarını, uygulamada en sık karşılaşılan sorunları ve tahliye sürecini Türk Borçlar Kanunu ile Yargıtay uygulaması çerçevesinde ele alıyoruz.
Tahliye Taahhütnamesi Nedir?
Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını kiraya verene karşı yazılı olarak üstlenmesidir.
Hukuki dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1. maddesidir.
Anılı kanun maddesine göre kiracı, kiralananın kendisine teslim edilmesinden sonra kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesine rağmen taşınmazı boşaltmazsa kiraya veren, taahhüt edilen tarihten başlayarak bir ay içerisinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle kira sözleşmesinin sona erdirilmesini sağlayabilir.
Tahliye taahhüdü bu yönüyle, kiracının kendi iradesinden kaynaklanan özel bir tahliye sebebidir.
Ancak kanunun aradığı koşullar yerine getirilmemişse belgenin üzerinde “tahliye taahhütnamesi” yazması veya kiracının imzasını taşıması tek başına tahliye için yeterli olmayabilir.
Her Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?
Hayır.
Tahliye taahhütnamesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için birtakım şekil ve içerik şartlarının bulunması gerekir.
Özellikle;
- taahhüdün yazılı olması,
- kiralananın tesliminden sonra verilmesi,
- kiracı tarafından verilmesi,
- tahliye edilecek taşınmazın belirlenebilir olması,
- tahliye tarihinin belirli veya belirlenebilir olması ve
- kiracının iradesini sakatlayan bir durumun bulunmaması
önem taşır.
Bununla birlikte her uyuşmazlık kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Örneğin; belgedeki tarihin sonradan doldurulmuş olması veya taşınmazın aile konutu niteliğinde bulunması gibi durumlarda sorun yalnızca belgenin şekline bakılarak çözülemez.
1. Tahliye Taahhüdü Yazılı Olmalıdır
TBK m.352/1 uyarınca tahliye taahhüdünün yazılı şekilde verilmesi gerekir.
Bu nedenle kiracının;
“Üç ay sonra çıkarım.”
“Yaz sonunda dükkânı boşaltırım.”
“Yeni ev bulunca taşınırım.”
şeklindeki sözlü beyanları, TBK m.352/1 anlamında tahliye taahhüdü oluşturmaz.
Kanun, tahliye taahhütnamesinin mutlaka noter tarafından düzenlenmesini şart koşmamıştır.
Dolayısıyla taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen ve kiracı tarafından imzalanan bir belge de gerekli diğer koşulları taşıdığı takdirde geçerli olabilir.
Tahliye Taahhütnamesinin Noterde Düzenlenmesi Zorunlu mu?
Hayır.
Ancak noter aracılığıyla düzenlenen veya imzası onaylanan belgeler, özellikle imzanın aidiyeti ve düzenleme sürecinin ispatı bakımından uygulamada önemli avantaj sağlayabilir.
Adi yazılı belgelerde kiracının imzaya itiraz etmesi hâlinde uyuşmazlığın çözümü farklı bir usul izleyebilir.
Bu nedenle noter düzenlemesi geçerlilik şartı değil, daha çok ispat ve uyuşmazlık riskinin azaltılması bakımından önem taşıyan bir yöntemdir.
2. En Önemli Şart: Taahhüt Kiralananın Tesliminden Sonra Verilmelidir
Tahliye taahhütnamelerinde en önemli noktalardan biri düzenleme zamanıdır.
TBK m.352/1 açıkça taahhüdün;
“kiralananın teslim edilmesinden sonra”
verilmiş olmasını aramaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:
Kanunun kullandığı ölçüt “kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra” değil, “kiralananın teslim edilmesinden sonra” ölçütüdür.
Dolayısıyla kira sözleşmesinin imzalandığı tarih ile kiralananın fiilen veya hukuken teslim edildiği tarih farklı olabilir.
Tahliye taahhüdünün geçerliliği değerlendirilirken yalnızca sözleşme tarihine bakılması yeterli değildir; taşınmazın kiracının kullanımına hangi tarihte bırakıldığı da önem taşıyabilir.
Kira Sözleşmesiyle Aynı Anda Alınan Tahliye Taahhüdü Geçerli midir?
Kiracının henüz kiralananı teslim almadan önce verdiği tahliye taahhüdü kural olarak TBK m.352/1’in aradığı şartı karşılamaz.
Bu düzenlemenin temelinde, kiracının henüz taşınmazı elde edemeden önce “Taahhütnameyi imzalamazsam konutu veya işyerini kiralayamam.” baskısı altında kalmasının önlenmesi düşüncesi bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle kira sözleşmesinin kurulması sırasında ve kiralanan henüz teslim edilmeden alınan tahliye taahhütleri hukuki uyuşmazlıklara konu olabilmektedir.
Ancak yalnızca belge üzerinde yer alan tarihlerden hareket etmek yerine, somut olayda taahhüdün gerçekte ne zaman verildiğinin ve kiralananın ne zaman teslim edildiğinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
3. “Bir Gün Sonra Alınan Taahhüt Kesin Geçerlidir” Denilebilir mi?
Hayır.
Uygulamada tahliye taahhüdünün kira sözleşmesinden bir gün, birkaç gün veya birkaç hafta sonra alınmasının yeterli olduğu yönünde genellemeler yapılmaktadır.
Ancak kanunda;
“Kira sözleşmesinden en az bir gün sonra alınmalıdır.”
veya
“En az bir hafta geçmesi gerekir.”
şeklinde bir süre bulunmamaktadır.
Asıl ölçüt, taahhüdün kiralananın tesliminden sonra ve kiracının gerçek iradesiyle verilmiş olmasıdır.
Dolayısıyla her dosyada sözleşme tarihi, teslim tarihi, taahhütnamenin düzenleme tarihi ve tarafların iddiaları birlikte değerlendirilmelidir.
4. Tahliye Tarihi Belirli veya Belirlenebilir Olmalıdır
Tahliye taahhüdünün temel unsurlarından biri, kiracının taşınmazı hangi tarihte boşaltacağını üstlendiğinin anlaşılabilmesidir.
Nitekim TBK m.352/1, kiracının kiralananı “belli bir tarihte” boşaltmayı üstlenmesini aramaktadır.
Yargıtay uygulamasında da tahliye tarihinin belirli olmadığı belgelerin TBK m.352 anlamında geçerli tahliye taahhüdü oluşturmadığı kabul edilmektedir.
Örneğin yalnızca;
“Gerektiğinde evi boşaltacağım.”
“Ev sahibi istediğinde çıkacağım.”
“Uygun zamanda dükkânı tahliye edeceğim.”
şeklindeki belirsiz ifadeler, belirli bir tahliye tarihi içermedikleri için ciddi hukuki sorun doğurabilir.
5. Boş Tarihli Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?
Tahliye taahhütnameleri konusunda en çok yanlış bilginin bulunduğu alanlardan biri budur.
Kiracının imzaladığı tahliye taahhütnamesinde düzenleme veya tahliye tarihinin boş bırakılmış olması, belgenin kendiliğinden ve otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yaklaşımına göre, tarihleri boş şekilde imzalanarak verilen bir tahliye taahhütnamesinde bu boşlukların sonradan anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu iddiasının ayrıca ispatlanması gerekir.
Bu nedenle;
“Tarih sonradan yazıldı, o hâlde taahhüt kesin geçersizdir.”
şeklindeki değerlendirme hukuken doğru değildir.
Bununla birlikte, boş olarak imzalanan bir belgenin sonradan hangi koşullarda ve hangi tarihle doldurulduğu ciddi bir ispat uyuşmazlığına dönüşebilir.
Kiracı, belgenin anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu, gerçekte teslimden önce alındığını veya başka bir hukuka aykırılık bulunduğunu ileri sürebilir.
Dolayısıyla boş tarihli tahliye taahhütnameleri, uygulamada taraflar açısından önemli uyuşmazlık ve ispat riskleri yaratmaktadır.
6. Tahliye Taahhüdü Kiracının Serbest İradesine Dayanmalıdır
Tahliye taahhüdü de diğer hukuki işlemler gibi geçerli bir irade açıklamasına dayanmalıdır.
Kiracının;
- hata,
- hile,
- tehdit veya korkutma
sonucunda taahhüdü imzaladığını ileri sürmesi mümkündür.
Ancak yalnızca;
“İmzalamak istemiyordum.”
veya
“Ev sahibi benden istediği için imzaladım.”
şeklindeki soyut bir iddia belgenin kendiliğinden geçersiz hâle gelmesini sağlamaz.
İrade sakatlığı iddiasının somut olayın özelliklerine ve ispat kurallarına göre değerlendirilmesi gerekir.
7. Tahliye Taahhüdünü Kim İmzalamalıdır?
Kural olarak tahliye taahhüdünün kira sözleşmesindeki kiracı tarafından verilmesi gerekir.
Kiracı adına bir vekilin tahliye taahhüdünde bulunması hâlinde ise vekâletnamenin kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kira sözleşmesinin tarafı olmayan ve kiracıyı temsil yetkisi bulunmayan üçüncü bir kişinin;
“Kiracı şu tarihte taşınmazı boşaltacaktır.”
şeklindeki beyanı tek başına TBK m.352/1 kapsamında kiracıyı bağlayan tahliye taahhüdü oluşturmaz.
8. Birden Fazla Kiracı Varsa Ne Olur?
Kira sözleşmesinde birden fazla kişinin birlikte kiracı olması hâlinde tahliye taahhüdünün kim tarafından verildiği ayrıca önem kazanır.
Kira ilişkisinin bütünlüğü nedeniyle yalnızca kiracılardan birisinin verdiği tahliye taahhüdüne dayanılarak tüm kira ilişkisinin sona erdirilmesi her durumda mümkün olmayabilir.
Bu nedenle birden fazla kiracının bulunduğu kira ilişkilerinde, tahliye taahhüdünün tüm kiracılar tarafından verilmesi, sonradan ortaya çıkabilecek taraf ve temsil uyuşmazlıklarının önlenmesi bakımından büyük önem taşır.
Her bir uyuşmazlık yaratan somut olay bazında kira sözleşmesinin niteliği, kiracıların hukuki konumu ve varsa temsil ilişkisi ayrıca incelenmelidir.
9. Kiralanan Aile Konutuysa Diğer Eşin Durumu Nedir?
Tahliye taahhüdünün en tartışmalı alanlarından biri aile konutu niteliğindeki kiralananlardır.
Türk Medeni Kanunu m.194 ve Türk Borçlar Kanunu m.349, aile konutunun korunmasına yönelik özel hükümler içermektedir.
Anılı kanun maddesi düzenlemeleri nedeniyle kiralanan taşınmazın aile konutu olması hâlinde, kira sözleşmesine taraf olmayan eşin hukuki durumu tahliye sürecinde önem kazanabilir.
Ancak bu konuda;
“Aile konutuysa tahliye taahhütnamesinde mutlaka iki eşin de imzası bulunmalıdır; aksi hâlde belge kesin geçersizdir.”
şeklinde kategorik bir sonuca varmak doğru değildir.
Yargıtay uygulamasında aile konutu iddiasının hangi aşamada ileri sürüldüğü, kiracı olmayan eşin kira sözleşmesindeki konumu, kiraya verene bildirim yapılıp yapılmadığı ve somut olayın diğer özellikleri önem taşımaktadır. Yargıtay kararlarında aile konutu iddiasının tahliye takibindeki etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Bu nedenle aile konutu niteliğindeki taşınmazlarda tahliye taahhüdü değerlendirilirken yalnızca belgedeki imzaya bakmak yerine TMK m.194 ve TBK m.349 hükümlerinin somut olay bakımından doğurduğu sonuçlar birlikte incelenmelidir.
10. Tahliye Tarihi Geldiğinde Kiracı Otomatik Olarak Çıkarılmış Olur mu?
Hayır.
Tahliye taahhütnamesinde belirtilen tarihin gelmesi, kiracının fiilen ve kendiliğinden taşınmazdan çıkarılabileceği anlamına gelmez.
Kiracı taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmazsa kiraya verenin kanuni yollara başvurması gerekir.
TBK m.352/1 kiraya verene iki temel yol tanımaktadır:
İcra yoluyla tahliye veya tahliye davası.
Kiraya veren, kiracının rızası olmadan kilidi değiştiremez, kiracının eşyalarını dışarı çıkaramaz veya fiilî müdahalelerle tahliyeyi gerçekleştiremez.
Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye Süreci Nasıl İşler?
1. Tahliye Tarihinin Gelmesi
Kiraya veren kural olarak taahhütnamede belirtilen tahliye tarihine dayanarak hareket eder.
Kiracı taşınmazı bu tarihte kendiliğinden boşaltırsa ayrıca tahliye sürecine gerek kalmaz.
Kiracı taşınmazı boşaltmazsa kanuni başvuru süresi gündeme gelir.
2. Bir Aylık Süreye Dikkat Edilmelidir
TBK m.352/1 uyarınca kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden başlayarak bir ay içerisinde icraya başvurmalı veya dava yoluna gitmelidir.
Bu süre tahliye taahhüdünün uygulanması bakımından son derece önemlidir.
Ancak burada çoğu anlatımda gözden kaçırılan TBK m.353 hükmü de dikkate alınmalıdır.
TBK m.353: Bir Aylık Süre Her Durumda Son Nokta mı?
Hayır.
TBK m.353’e göre kiraya veren, dava açılması için öngörülen süre içerisinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirirse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır.
Dolayısıyla;
“Bir aylık süre içerisinde dava veya icra takibi başlatılmadıysa tahliye taahhütnamesi kesin olarak bir daha kullanılamaz.”
şeklindeki ifade eksiktir.
Kiraya veren TBK m.353’teki şartlara uygun biçimde süresinde yazılı bildirimde bulunmuşsa, dava açma süresinin uzaması gündeme gelebilir.
Bu nedenle tahliye taahhüdündeki bir aylık süre değerlendirilirken yalnızca TBK m.352 değil, TBK m.353 de birlikte incelenmelidir.
İcra Yoluyla Tahliye Nasıl Yapılır?
Kiraya veren, geçerli bir tahliye taahhüdüne dayanarak İcra ve İflas Kanunu hükümleri kapsamında tahliye talepli takip başlatabilir.
Kiracıya tahliye emri tebliğ edilir.
Kiracının tahliye emrine karşı kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz hakkı bulunmaktadır.
Kiracı;
- imzaya,
- tahliye taahhüdünün geçerliliğine,
- düzenleme veya tahliye tarihine,
- taahhüdün teslimden önce verildiğine veya
- diğer hukuki sebeplere
dayanarak itirazda bulunabilir.
İtirazın niteliğine göre kiraya verenin başvuracağı mahkeme ve hukuki yol değişebilir.
Bu nedenle tahliye taahhüdüne dayalı icra takibinin, sıradan bir alacak takibinden farklı usul kurallarına tabi olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Tahliye Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?
Dava yoluna gidilecekse kural olarak evet.
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Bu düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B’de yer almaktadır.
Dolayısıyla tahliye taahhütnamesine dayanılarak doğrudan tahliye davası açılmak isteniyorsa, dava öncesinde arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
Buna karşılık İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliye takibi başlatılması, kanundaki istisna kapsamında değerlendirilmektedir.
Arabuluculuğa başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemez. Bu husus, tahliye taahhüdüne bağlı bir aylık süre bakımından özellikle önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhüdü geçerli midir?
Burada yalnızca sözleşme tarihi değil, kiralananın teslim tarihi önemlidir.
TBK m.352/1, tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmasını aramaktadır. Bu nedenle kiralananın tesliminden önce, kira sözleşmesinin kurulması aşamasında alınan tahliye taahhüdü geçerlilik sorunu doğurur.
Tahliye taahhütnamesinin noterde yapılması zorunlu mudur?
Hayır.
Adi yazılı tahliye taahhütnamesi de geçerli olabilir. Noter işlemi, daha çok imza ve düzenleme sürecinin ispatı bakımından avantaj sağlayabilir.
Tahliye taahhüdünde tahliye tarihi bulunması gerekir mi?
Taahhütten kiracının taşınmazı hangi tarihte boşaltmayı üstlendiğinin belirlenebilmesi gerekir. Yargıtay, tahliye tarihinin belli olmadığı bir taahhüdün TBK m.352 kapsamında yeterli olmadığını kabul etmektedir.
Boş tarihli tahliye taahhütnamesi kesin olarak geçersiz midir?
Hayır.
Yargıtay uygulamasında, boş olarak imzalanan taahhütnamenin sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik sebebi kabul edilmemektedir. Ancak belgenin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu veya teslimden önce alındığı yönündeki iddialar somut olayın ispat koşullarına göre değerlendirilebilir.
Kiracı “Ben boş kâğıda imza attım.” derse tahliye durur mu?
Bu iddia tek başına taahhüdün hükümsüz hâle gelmesi sonucunu doğurmaz.
İmzanın kabul edildiği ancak belgenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda ispat konusu ayrıca değerlendirilir.
Tahliye taahhüdü kira sözleşmesinden bir gün sonra alınırsa geçerli midir?
Kanunda “bir gün”, “bir hafta” veya benzeri bir bekleme süresi düzenlenmemiştir.
Asıl önemli olan taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmasıdır.
Ev sahibi tahliye tarihinde kiracının kilidini değiştirebilir mi?
Hayır.
Tahliye tarihi geçmiş olsa ve geçerli bir tahliye taahhüdü bulunsa dahi, kiraya veren tahliyeyi kendi imkânlarıyla zorla gerçekleştiremez. Kiracının rızası yoksa kanuni icra veya dava yollarına başvurulmalıdır.
Tahliye tarihinden itibaren bir ay geçerse taahhüt kesin olarak kullanılamaz mı?
Kural olarak TBK m.352/1 kapsamında dava veya icra yoluna bir aylık süre içerisinde başvurulması gerekir.
Ancak kiraya veren süresi içerisinde dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse TBK m.353 uyarınca dava açma süresinin bir kira yılı uzaması mümkündür.
Tahliye taahhüdüne dayalı davada arabuluculuk zorunlu mudur?
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren tahliye taahhüdüne dayalı dava açılmadan önce kural olarak dava şartı arabuluculuğa başvurulmalıdır.
İİK kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliye ise kanundaki istisna kapsamındadır.
Arabuluculuk süresince bir aylık süre işlemeye devam eder mi?
Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemez.
Aile konutunda yalnızca kiracı eşin imzaladığı tahliye taahhüdü kesin geçersiz midir?
Bu konuda kategorik değerlendirme yapılması doğru değildir.
Aile konutuna ilişkin TMK m.194 ve TBK m.349 hükümleri ile kiracı olmayan eşin kira ilişkisindeki hukuki konumu, bildirimler ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Tahliye Taahhütnamesinde En Sık Yapılan Hatalar
Tahliye taahhüdüne ilişkin uyuşmazlıkların önemli bölümü, belge hazırlanırken veya tahliye süreci başlatılırken yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır.
Özellikle;
- kiralanan teslim edilmeden taahhüt alınması,
- düzenleme ve teslim tarihlerinin birbiriyle çelişmesi,
- tahliye tarihinin belirlenememesi,
- birden fazla kiracı bulunmasına rağmen yalnızca bir kiracıdan taahhüt alınması,
- temsil yetkisinin kontrol edilmemesi,
- aile konutu niteliğinin göz ardı edilmesi,
- bir aylık başvuru süresinin kaçırılması,
- TBK m.353 kapsamındaki yazılı bildirim imkânının dikkate alınmaması,
- dava yoluna gidilirken zorunlu arabuluculuğun atlanması ve
- kiracının kanuni yollar yerine fiilen taşınmazdan çıkarılmaya çalışılması
uygulamada önemli hak kayıplarına neden olabilir.
Sonuç: Tahliye Taahhüdünde Belgenin Varlığı Değil, Geçerliliği ve Doğru Kullanılması Önemlidir
Tahliye taahhütnamesi, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene önemli bir tahliye imkânı sağlayan hukuki araçlardan biridir. Ancak kiracının imzasını taşıyan herhangi bir belge, tek başına ve otomatik olarak tahliye sonucunu doğurmaz.
Geçerli bir tahliye taahhüdünden söz edilebilmesi için öncelikle TBK m.352/1’de öngörülen şartların bulunması gerekir.
Özellikle taahhüdün yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra verilmesi, tahliye tarihinin belirli veya belirlenebilir olması ve kiracının geçerli iradesini yansıtması önemlidir.
Bunun yanında, belgenin boş olarak imzalanmış olması, aile konutu niteliği, birden fazla kiracının bulunması, imzaya veya tarihlere yönelik itirazlar gibi konular tahliye sürecini önemli ölçüde etkileyebilir.
Tahliye taahhüdünün geçerli olması kadar doğru zamanda ve doğru hukuki yolla kullanılması da önemlidir.
Kiraya verenin TBK m.352’deki bir aylık süreyi, gerektiğinde TBK m.353’teki yazılı bildirim imkânını ve dava yoluna başvurulacaksa zorunlu arabuluculuk hükümlerini birlikte değerlendirmesi gerekir.
Dolayısıyla tahliye taahhütnamesi;
“İmza var, kiracı kesin çıkar.”
şeklinde değerlendirilebilecek basit bir belge değildir.
Belgenin düzenlenme şekli, teslim tarihi, tarafların sıfatı, tahliye tarihi, varsa aile konutu niteliği, başvuru süresi ve seçilecek hukuki yol birlikte değerlendirilmelidir.
İşbu paylaşım yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş, hukuki danışmanlık veya somut bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliği taşımamaktadır. Paylaşımda yer verilen açıklamalar, her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, tek başına hukuki işlem veya karar dayanağı olarak değerlendirilmemelidir.
Mevzuat, yargı kararları ve uygulamalar zaman içerisinde değişiklik gösterebileceği gibi, benzer görünen hukuki uyuşmazlıklarda dahi olayın özelliklerine göre farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına, somut olayın tüm bilgi ve belgeleriyle birlikte ayrıca değerlendirilmesi ve gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Bu paylaşımın amacı hukuki konularda genel farkındalık oluşturmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir.

